
Alaybey Cami
Bozcaada'nın kalbinde, kilise çanlarıyla ezan sesinin birbirine karıştığı kültürel mozaiği yansıtan 18. yüzyıldan kalma tarihi Alaybey Camii, adanın en huzurlu durağıdır.





Ege'nin kızıl gün batımına rüzgâr gülleriyle birlikte eşlik eden, Bozcaada'nın en batı ucundaki 1861 yapımı tarihi Polente Feneri, adanın en büyüleyici simgesidir.
Kuzey Ege'nin kendine has deli dolu meltem rüzgârları yüzünüze çarparken, elinizde adanın o meşhur, binlerce yıllık bağlarından süzülüp gelmiş yakut kırmızısı bir kadehle ufka doğru baktığınızı hayal edin. Burası, zamanın durduğu, doğanın ve tarihin iç içe geçtiği, Bozcaada'nın ruhunu en derinden hissedebileceğiniz o efsanevi nokta. Adanın merkezindeki Arnavut kaldırımlı sokaklardan, Rum ve Türk mimarisinin o zarif dokusundan sıyrılıp rotanızı adanın en batısına çevirdiğinizde, sizi sadece bir deniz feneri değil, köklü bir Tenedos geleneğinin en güzel sahnesi karşılar. Gün batımına doğru yola çıkmadan önce merkezden alınan yerel peynirler ve Karalahna üzümünden yapılmış bir şişe şarapla çıkılan bu yolculuk, adanın gastronomi kültürüyle doğasının kusursuz bir kucaklaşmasıdır.
Polente Feneri, diğer adıyla Batıburnu Feneri, Bozcaada'nın güneybatı ucunda, Ege'nin hırçın dalgalarının dövdüğü sarp kayalıkların üzerinde gururla yükselen tarihi bir deniz feneridir. Yapım yılı olan 1861'e, yani Osmanlı İmparatorluğu dönemine uzanan bu yapı, dönemin denizcilik vizyonunun önemli bir parçasıdır. Fransız asıllı Mişel Paşa (Michel Pasha) tarafından, Ege Denizi'nden Çanakkale Boğazı'na giriş yapacak gemilere güvenli bir rota çizmek amacıyla kurulan geniş fener ağının en kritik halkalarından biri olarak inşa edilmiştir. Dönemin ileri Fransız deniz feneri mühendisliği teknikleri kullanılarak kesme taştan örülen bu silindirik kule, yerden 20 metre, deniz seviyesinden ise 32 metre yüksekliğiyle adanın batı ufkunu tek başına domine eder.
Günümüzde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'na bağlı Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü tarafından işletilen Polente Feneri, sadece turistik bir simge değil, aynı zamanda Ege Denizi'nin kuzey geçişindeki yoğun gemi trafiği için hala aktif olarak hizmet veren hayati bir navigasyon noktasıdır. Tarihin sessiz tanığı olan bu taş kule, günümüzde Bozcaada rüzgâr enerjisi santralinin devasa, modern türbinleriyle yan yana durarak ziyaretçilere geçmişle geleceğin çarpıcı bir kontrastını sunar. Bu eşsiz uyum, adanın hem köklü geçmişine sahip çıktığının hem de rüzgârını sürdürülebilir bir geleceğe dönüştürdüğünün en güzel kanıtıdır.
Polente Burnu'na gelmek, sıradan bir turistik geziden ziyade, yaz aylarında adada bulunan herkesin katıldığı kolektif bir ritüeldir. Buraya genellikle öğleden sonra, güneşin sıcaklığı hafifçe kırılmaya başladığında gelinir. Ziyaretçiler, yanlarında getirdikleri kamp sandalyelerini, piknik örtülerini ve adanın bereketli topraklarından elde edilen o eşsiz lezzetleri kayalıkların üzerine sererler. Şarap tadımı için özel bir tesis olmasa da, burası dünyanın en doğal, en büyüleyici açık hava tadım alanıdır. Rüzgâr güllerinin o ritmik, hipnotize edici uğultusu eşliğinde, kadehlerinizi Ege'nin sonsuz maviliğine doğru kaldırırsınız.
Güneş ufuk çizgisine yaklaşırken gökyüzü; turuncu, kızıl, mor ve lacivertin binbir tonuna bürünür. Fotoğraf tutkunları için bu anlar adeta bir şölendir. Tarihi fenerin silüeti, dev rüzgâr türbinlerinin ağır ağır dönen kanatları ve batan güneşin denizde yarattığı yakamozlar, Bozcaada'nın en bilinen ve en çok paylaşılan kadrajını oluşturur. Fenerin içine girilmesine izin verilmemesine rağmen, çevresinde yapılacak kısa yürüyüşler, kayalıkların üzerinden denizi izlemek ve sadece o anın, o güçlü meltemin tadını çıkarmak, insanda derin bir özgürlük hissi uyandırır. Burası, kalabalıklardan uzaklaşıp doğanın ihtişamıyla baş başa kalmak isteyenlerin sığınağıdır.
İlk bakışta bir deniz feneri ile şarap kültürü arasında doğrudan bir bağ yokmuş gibi görünebilir; ancak Bozcaada'da yaşam, bağcılıkla öylesine bütünleşmiştir ki, Polente'deki gün batımı ritüeli adanın 3.000 yıllık Tenedos mirasının bir uzantısıdır. Homeros'un İlyada'sında bile adı geçen bu topraklar, volkanik ve kumlu yapısı (terroir) ve adaya özgü poyraz ve lodos rüzgârları sayesinde eşsiz bir üzüm yetiştirme potansiyeline sahiptir. Adanın meşhur Çavuş üzümü sofraları süslerken, Kuntra ve Karalahna gibi kırmızı şaraplık üzümler ile Vasilaki gibi beyaz şaraplık üzümler, adanın o kendine has, hafif tuzlu ve rüzgârlı karakterini şişelere taşır.
Polente Feneri'ne doğru yola çıkmadan önce, merkezdeki şarap evlerinden veya bağların arasındaki tadım noktalarından alınan bir şişe yerel şarap, bu deneyimin ayrılmaz bir parçasıdır. Fenerin bulunduğu kayalıklarda, rüzgâr yüzünüze vururken yudumladığınız o şarap, aslında az önce yanından geçtiğiniz bağların, adanın taşlı toprağının ve Ege güneşinin sıvılaşmış halidir. Özellikle Eylül başındaki bağ bozumu festivali döneminde adadayızsanız, hasat coşkusunun ardından fenerde güneşi batırmak, Bozcaada şarapçılık tarihine şahitlik etmenin en şiirsel yoludur. Bu eşsiz kültürü daha yakından tanımak için Bozcaada Şarapçılar rehberimize mutlaka göz atmalısınız.
Bozcaada'ya ulaşım, Çanakkale'nin Ezine ilçesine bağlı Geyikli iskelesinden kalkan feribotlarla sağlanır. Feribot saatleri ve güncel sefer durumlarını Gestaş Deniz Ulaşım üzerinden kontrol ederek, yaklaşık 35 dakikalık keyifli bir deniz yolculuğuyla adaya ayak basabilirsiniz. Ada merkezine ulaştıktan sonra, Cumhuriyet mahallesinin sınırları içinde kalan ve merkeze yaklaşık 10-12 kilometre mesafede bulunan Polente Feneri'ne gitmek için birkaç seçeneğiniz bulunmaktadır.
Adanın kendi aracınızla geldiyseniz, güney sahili boyunca uzanan ve Ayazma ile Habbele plajlarını geçen yolu takip ederek fenere ulaşabilirsiniz. Araçsız gelenler için merkezden bisiklet, elektrikli motor veya ATV kiralamak oldukça popüler bir seçenektir. Yolculuk, aracınızın türüne göre 20 ila 25 dakika sürer. Yolun son bölümü rüzgâr türbinlerinin arasından geçen toprak bir yoldur. Fenere en yakın noktada aracınızı park ettikten sonra, kayalık burna doğru kısa ve keyifli bir yürüyüş yaparak bu tarihi anıta ulaşırsınız. Geziniz sırasında adanın doğal dokusunu korumak adına Bozcaada Belediyesi'nin çevre temizliği konusundaki uyarılarına dikkat etmek ve çöplerinizi mutlaka geri götürmek büyük önem taşır. Konaklama planlarınızı yaparken Bozcaada Otelleri sayfamızdan, gün içindeki deniz keyfi içinse Bozcaada Plajları sayfamızdan faydalanabilirsiniz.
Polente Feneri, ziyaretçilerinden aldığı 9.0/10 gibi oldukça yüksek bir puanla Bozcaada'nın tartışmasız favori noktalarından biridir. Binlerce kişinin bıraktığı yorumların ortak noktası, buranın insana hissettirdiği o tarif edilemez dinginlik ve özgürlük duygusudur. Ziyaretçiler, özellikle rüzgâr türbinlerinin devasa gölgeleri altında güneşi batırmanın, Ege'nin sonsuz maviliğine yüksek bir uçurumdan bakmanın büyüleyici olduğunu belirtiyorlar. Fenerin ticari bir işletmeye dönüştürülmemiş olması, doğallığını ve bakirliğini koruması, burayı popüler kültürün tüketim alanlarından ayırarak gerçek bir doğa ve tarih deneyimi sunan özel bir sığınak haline getiriyor. Çanakkale bölgesinin tarihi zenginlikleri hakkında daha fazla bağlam için Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün kaynakları da bu bölgenin önemini doğrular niteliktedir.
Polente Feneri (Batıburnu Feneri), Çanakkale iline bağlı Bozcaada'nın en batı ucunda, Cumhuriyet mahallesi sınırları içerisinde yer alan sarp kayalık bir burun üzerinde bulunmaktadır. Merkezden yaklaşık 10-12 km uzaklıktadır.
Polente Feneri açık hava bir lokasyon olduğu için 7 gün 24 saat ziyarete açıktır. Ancak fenerin kule kısmının içine girmek yasaktır, sadece dışarıdan ve çevresindeki kayalıklardan gezilebilir. En yoğun ve popüler ziyaret saati gün batımı vaktidir.
Polente Feneri'ni ve bulunduğu burnu ziyaret etmek tamamen ücretsizdir. Herhangi bir giriş ücreti, bilet veya otopark ücreti bulunmamaktadır. Bölgede ticari bir işletme (kafe, restoran) yoktur.
Evet, Bozcaada'nın 3.000 yıllık şarapçılık geleneği sayesinde adada pek çok şarap tadım noktası, mahzen ve bağ evi bulunmaktadır. Çavuş, Kuntra ve Karalahna gibi yerel üzümlerden yapılan şarapları merkezde veya bağ yollarında tadabilirsiniz. Birçok kişi aldığı bu şaraplarla Polente Feneri'ne giderek gün batımını izlemektedir.
Bozcaada'ya ulaşım, Çanakkale'nin Ezine ilçesindeki Geyikli İskelesi'nden kalkan arabalı feribotlarla sağlanmaktadır. Gestaş tarafından düzenlenen seferlerle adaya yolculuk yaklaşık 35 dakika sürmektedir. Ada içinde ulaşım için minibüsler, kiralık bisiklet, ATV veya kendi aracınızı kullanabilirsiniz. Daha fazla detay için Bozcaada Gezginleri Rehber sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Bozcaada seyahatinizi planlarken, Polente Feneri'nde bir gün batımı yaşamadan adadan ayrılmak, bu güzel Ege adasının ruhunu eksik bırakmak demektir. İster Haziran-Eylül arasındaki canlı yaz sezonunda, ister Eylül-Ekim aylarındaki o büyüleyici bağ bozumu döneminde gelin, rüzgârın şarkısını dinlemek ve güneşi denizin içinde uğurlamak için rotanızı mutlaka adanın bu en batı ucuna çevirin. Yanınıza ince bir hırka, sevdiğiniz dostlarınız ve bir kadeh umut almayı unutmayın. Şimdiden keyifli keşifler dileriz!
Bilgi bulunmuyor

Bozcaada'nın kalbinde, kilise çanlarıyla ezan sesinin birbirine karıştığı kültürel mozaiği yansıtan 18. yüzyıldan kalma tarihi Alaybey Camii, adanın en huzurlu durağıdır.

Bozcaada'nın Rum ve Türk kültürlerini harmanlayan, Arnavut kaldırımlı, begonvillerle süslü rengarenk tarihi sokaklarında zamanda unutulmaz bir yolculuğa çıkın.

Bozcaada'nın 3000 yıllık kültürel ve bağcılık mirasını tarihi bir Rum evinde yaşatan, adanın hafızası niteliğindeki eşsiz yerel tarih müzesi.

Bozcaada'nın rüzgârlı tepelerinde tarihi selamlayan yel değirmenleri, eşsiz gün batımı manzaraları ve adanın köklü şarap geçmişiyle bütünleşen unutulmaz bir keşif sunuyor.